Anasayfa / Sivil Toplum / Haklılığın İnadı Sosyal Medyada Mücadelenin Anahtarı
Haklılığın İnadı Sosyal Medyada Mücadelenin Anahtarı

Haklılığın İnadı Sosyal Medyada Mücadelenin Anahtarı

Hak temelli sosyal medya iletişiminde ister bireysel, ister örgütsel bir hesap yönetin aslında ne yapıyorsanız bunu “haklılığın inadı” ile yapıyorsunuz. Vaaz edilen taktiklerin tamamı aslında bunu vurgulamak için. Bir de minik bir sır vereyim: Pazarlama teknikleri burada mutlaka olacak diye bir şey yoktur. İçeriğin kitlelere ulaşması için en klasik 19.yüzyıl taktiklerini hak örgütleri, hak savunucuları kullanabilir.

Bu “haklılığın inadı” karşımıza sürekli çıkar. Örneğin Watsons firmasının yanında velisi olmadan bir çocuğu soyarak araması karşısında herkes tepki gösterir veya Özgecan Aslan’ın canavarca öldürülmesi üzerine tepki sokaklara dolar taşar şöyle tüylerinizi diken diken edecek bir halde de görünebilir:

Bu kadının isyanını besleyen şey işte haklılığın inadı. “Adam gibi yönetmek” cinsiyetçi bir söylem olarak görülürdü eğer bunu duyup izlemeseniz. Ama şimdi ima edilenin, isyan edilenin içinde bu bir detay bile değil. Arkasındaki feminist kadınların “pardon adam gibi demeseniz” değil de “helal olsun” demesinin nedeni de işte yine haklılığın inadı…

Sizin sosyal medyadaki temel izleğiniz de eğer bir hak mücadelesi yapıyorsanız aslında buradan temellenir. Eğer buna sahip değilseniz bir hakkı savunup savunmadığınızı tartışmaya kolaylıkla başlayabiliriz. O zaman daha çok pazarlama temelli içeriğe, o yaklaşıma ihtiyaç duyacaksınız.

Sadece haklılık ve inat yetmez

Haklı olmanın kendisi ise sizin ulaşmak istediğiniz kitleyle bağ kurmanızı sağlamayabilir. Size hak vermeleri, ama aslında sizinle birlikte o konuda mücadele edebilmeleri için daha fazlasına ihtiyacınız var. Bunlardan ilki size ulaşabilecekleri gerçek kanalların varlığı. Bu bir e-posta, sosyal mecralardaki mesaj kutusu veya telefon olabilir. Ne olduğu değil, sizin gerçekten bu iletişim kanallarına dönüp dönemeyeceğiniz çok daha önemli bu noktada. Sizinle ilişki kurabilmeleri için açık kanalların varlığının yanında davet de etmelisiniz. “Bize Katılın” başlıklı bir gönderiniz yoksa mesela onları çağırmıyor olabilirsiniz.

Bu temel iletişim ve davet kanallarının işlemesi için de onların dilinde konuşuyor olabilmelisiniz. Bahsettiğimiz konuşma bugüne kadar savunduğunuz şeylerden feragat etmek değil ama gündelik dile tercüme etmek anlamına gelecektir. Karmaşık analizleri yapmayı bırakmamalısınız, ama onlar tek başına bir örgütleme aracı değildir. Yani yazdığınız raporlar dışında basit metinleriniz de olmalı. Bir de çok alışkın hale geldiğimiz bazı kalıpları biraz ötelemek… Örneğin insan hakları savunucuları sıklıkla #XKişisiYalnızDeğildir gibi hashtaglerle çağrı yapıyorlar. Bu alışıldık, artık insanları örgütleme ve cezbetme işlevi aşınmış bir çağrı. Bunun ötesine mutlaka geçmek şart!

Savunuculuk, hak mücadelesi yöntemi her gruba özeldir ama belli izlekler mutlaka olacaktır. Bunlar ne olursa olsun bunun tepkiden örgütlenmeye geçmesi için yukarıdakilere ek olarak başka maddeleri eklemek gerekir. Nasıl bir tarihsel bağın olduğu; direnişi, itirazı, bilgiyi uzmanlığı bir araya getirmek önemlidir. Bir araya getirirken aslında düzenek kurmuş olursunuz. Bu saydıklarımızdan hangilerinin ne ölçüde çalışacağı ana yöneliminiz, elinizdeki kaynaklar gibi etkenlerle şekillenir. İşte bu aşamadan sonra o düzeneğe örgütsel bir karakter kazandırmak, yapılacakları belli bir sıraya ve plana bağlı yapmanız gerekir. Bunu dijitalde yapacaksanız, bunları yaparken dijital iletişimden faydalanırsınız.

Yani dijital hak mücadelesi araçlarıyla değişiklikler gösterse bile yukarıdaki düzenek olmadan örgütleme ve değiştirme gücünden yoksun olacaktır. Ama hepsinin anahtarı haklılığın inadıdır. Onun olmadığı bir kampanyayı örgütlemek mümkün olmaz.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top